Buney

İkili İlişkilerden Beklentiniz Nedir?

Erkeklerin Özellikleri Nelerdir?

Yazımıza başlamadan önce belirtmeliyim ki, sevgiliniz var ise öncelikle kendinize dönüp ondan ne beklediğinizi bir düşünmenizi rica ederim. Sonrasında yazıyı okudukça düşünceniz ile taşları tam olarak yerine oturtacağınızdan eminim. Sevgiliniz yoksa seçiminizi doğru yapmalısınız 🙂

Bir köşeye atılan eski püskü bir masada oturup yemek yiyorsunuz ve önünüze birden birbirinden güzel yemekler geliyor. Bu yemeklerden beklentiniz nedir? Karnınızı doyurmak mı? Yoksa keyif almak mı? Bahsedeceğim konuda aynı bunun gibi. Partneriniz ile ufkunuzu açmak mı istiyorsunuz? Yoksa ehli keyif bir yaşam mı? Hadi konumuza geçelim.

İlişkilerde Düşünce Zıtlığı

Herkesin başına gelir bu tür konular. Bazı konularda karşımızdaki ile zıt düşüncelere sahip olabiliriz. Ama aşk bu değil midir? İnsanlar her konuda uyumlu olsalar nereye kadar dayanabilirler. ilişkilerde çiftler birbirlerini eksik oldukları konularda tamamlamalı, sonuç olarak iyi günde kötü günde sözü veriyorsunuz. Eşiniz veya kız arkadaşınızla girdiğiniz sohbetlerde düşünceleriniz uyuşmadığında bir anda sinirleriniz hoplayabilir ve kavga edebilirsiniz. Ne gerek var ki bu tip işlere? Biraz daha samimi olayım ve size sorayım. Düşünceler değişirde insanlar değişir mi?

İnsanların her konuda değişmesini beklemeniz çok saçma aslında. Partnerinizden değişmesini değilde, sizinle birlikte aynı düşüncelere kapılıp o yolda kaybolacağını düşleseniz nasıl olur? Bence mükemmel olur. Kim istemez ki sizinle aynı düşünceye sahip olmayı çabalayan bir partneri. Sevgi dediğiniz şey çokta küçümsenecek bir şey değil. Çiftlerin arasında ne kavgalar oluyor değil mi? Büyüklerimiz hep derler “kavga ilişkinin tuzu biberidir” diye. Bu şekilde düşünün sevgiyide, eğer çok iyi anlaşırsanız bir gün sıkılırsınız. Bir gün elvedalardan nefret edersiniz. Kaybolursunuz.

Aşkın Renkleri

Aşkın kişiden kişiye göre değişen bir rengi vardır. Kimisine siyah, kimisine kırmızı, kimisine mavidir. Aslında aşkın rengi kırmızı olarak görülür. Ancak güllerde solar, solduklarında kırmızılıklarından eser kalmaz. Aşkınızı herkesin yaşadığı kırmızılıkta değilde, kendi sevdiğiniz mor,pembe,mavi,sarı renklerinde yaşasanız olmaz mı?

Bir tuval düşünün, ressamdan aldığınız çeşitli renkler ile resim yapmanız isteniyor. Sevdiğiniz kadını çizeceksiniz o tuvale. Çizimini yaparken en fazla hangi rengi kullanırsınız? Ten rengini çok fazla kullanırsınız bence. Çünkü aklınızda kırmızılık varsa, ateşli gecelerde vardır. Ama sevdiğiniz kadınla bunları düşünmeniz çokta anormal bir durum değildir tabi. Bu konuya diğer başlıkta değineceğim. Renkleri seçmeden önce aşkınızın ne kadar özgür olduğunu düşleyin. Düşünün aşkınız o kadar derinde olsun ki, o renge ulaşabilecek sadece karşınızdaki olsun. Başka kimse ulaşamasın ona. Tuvale çizdiğiniz resmi sadece siz görün. O renkleri sadece siz duygulara taşıyın. Başkasına izin vermeyin. Verirseniz eğer kaybedersiniz.

Yatak mı? Mutfak mı?

Partnerinizden beklentiniz nedir? Ondan yatakta büyük fantaziler mi bekliyorsunuz? Yoksa güzel yemekler yapıp, size mum ışığı eşliğinde romantik akşam yemekleri mi beklersiniz? Her ikisininde birbirinden farklı bir taşıyıcı özelliği var. Aşkta yatak yoksa, bir gün standart hale gelecektir ilişki. Aşkta yemek yoksa, gezmeler çoğalacak ve dışarda yenilen yemeklerde bulacaksınız kendinizi.

Dışarda yemek yemek aslında bir problem değil. Paranız var, gidip baş başa yemekler yiyosunuz. Ancak şunu hiç düşündünüz mü? Başkasından etkilenir mi?

Seviyorsa bence etkilenmez. Sizin gözlerinize baktığında eğer kayboluyorsa etkilenmemesi gerekli. Ancak kendi yaşantımdan bir örnek vermek isterim ki, bana senelerdir hayran olan kadın, şu anda başkalarının gözlerine hayranlıkla bakıyor. Bunun sebebi ilişkiden sıkılmasıydı sadece. Evet gerçekler acıdır. Acıları kaleme almaksa çok daha acıtır insanı.

Bu yüzden bu yazıda ki bu başlık sadece bir düşünce yapınızdaki bozukluğa sebep açmak. Eğer yatakları düşünüyorsanız sevdiğinizle, sevginizi sorgulayın. Bir kadının bacaklarına,  kalçasına veya göğüslerine aşık olmayın. Onun ruhuna, gözüne ve düşüncelerine aşık olun. Bu sizi öyle bir yola sokacaktır ki, öyle bir diyarlara gideceksinizdir ki, cennetten bir elma yermişcesine mutluluk yaşayacaksınız. Ona sarıldığınızda herşeyi unuttuğunuzda anlayacaksınız gerçek sevgiyi. Tabi bu ruhuna aşık olursanız geçerli. Bacaklarına aşıksanız, sarılsanızda geçicidir. Unutursunuz.

Ruha Aşık Olur İnsan

İnsan gerçekten sevdiğinde, gözlerine bakıp hayallerini bir anda gerçekleştirdiğini düşündüğünde, ruhuna aşık olmaması imkansızdır. Çünkü ruhuna aşık olduğunuz kadının veya erkeğin, size bakışı o kadar tatlı gelecektir ki, her gece gözlerinizi kapattığınızda size bakacak ve sevdiğini söyleyecektir. Ruha neden aşık olur insan?

Seçimlerimizi doğru yaptığımızda bir insanın ruhuna aşık olmamamız imkansız. Onun kalbide sizinle atıyorsa, üzüldüğünüzde gerçekten bir yol arayıp sizin iyi olmanız için çabalıyorsa, sizin ruhunuza aşıktır. Sizde eğer her derdinizi ona anlatıyorsanız, sizde onun ruhuna aşıksınızdır. Bazı insanlar vardır hiçbir şeyi paylaşamaz kimseyle. Paylaşırda ucundan gösterir. Tüm detayını göstermez kimse. Çünkü korkar zarar verir diye. Ancak ruhuna aşık olduğunuz kişiye bunları anlatırken hiç korkmazsınız. Çünkü hiç gitmeyecek gözüyle bakarsınız. Öyledir işte, aşk amansız gelir, amansız gider. Rahmetli Barış Akarsu’nun lafıda vardır. Ayrılık amansızdır. Ancak doğru kişiyle, doğru seviyede kalır ve gerçekten ruhuna aşık olursanız, onu bırakmayın. Mahvolursunuz.

Yazının Anlamı

Kendimden bir parça yazdım aslında sizlere. Kendime derman olamadığım cümlelerimde, size fener olmaya çalışıyorum. Terzi kendi söküğünü dikemez sonuçta. Ruhuna aşık olduğum kadını kaybettikten sonra bu seviyeye ulaştım. İçimde öyle şeyler var ki, bu cümleleri kurarken tüm derdimi çay bardağına anlatıyorum diyebilirim.  Öyle ki, çay bardağından aldığım kırılganlık ve hayatıma kattığım kızıllık o kadar aciz ki, tekrardan bir kadını sevebilir mi bilinmiyor.

Bu yazılarımı ben kendi sitemde de yayınlıyorum. Hatta o kadından sonra ben kitap yazmaya başladım. Kalemim o kadar güçlendi ki, yüzyüze anlatamadığım cümleleri böyle boş sayfalara anlatıyorum. Hayat işte, bir yerden aldığında bir yerden veriyor. Ancak ne kadar veriyor sorgulanır.

Yazımın sonuna geldik. Buraya kadar okuduysanız ne mutlu size, umarım aklınızda birkaç soru işareti oluşturmuşumdur, hatta sevgilinize “gerçekten seviyorum seni” demenize sebep olmuşumdur. Güzel günler sizin olsun, hoşçakalın.

Taha Mumcu

Yazar hakkında

Oğuzhan İsa Temiz

Güncel SEO ve Marketing içeriklerini derleyip yazmayı seven yazar aynı zamanda kişisel bir blog edası içerisinde içerik üretiyor. Farklılaşan kişisel psikolojiler insanları başka bir insan haline bürünmeye zorlayabiliyor. Tabii bir filmde de geçtiği gibi " Evet,biz tüketiciyiz.Tutkulu bir yaşam tarzının yan ürünleriyiz. Cinayet,suç,fakirlik bunlar beni ilgilendirmiyor.
Benim için önemli olan magazin dergileri.500 kanallı TV,iç çamaşırım da kimin adının yazdığı…" bana destek olmak isterseniz yazılarımı paylaşabilirsiniz.

Yorum yap!